24 Nisan 2020 Cuma

Hallac darağacında ne güzel söyledi bu nükteyi






گر ز حال دل خبر داری بگو
ور نشانی مختصر داری بگو
مرگ را دانم؛ ولی تا کوی دوست
راه اگر نزدیکتر داری بگو

Eğer gönül halinden  haberdar isen söyle
nüktedan bir nişanın varsa söyle
ecel dir biliyorum  ancak ta sevgilinin yurdunda.
Eğer yakın bir yol biliyorsan söyle



Hafız gazel 307  



غزل شمارهٔ ۳۰۷
https://ganjoor.net/hafez/ghazal/sh307/
  
هر نکته‌ای که گفتم در وصف آن شمایل
هر کو شنید گفتا للهِ دَرُّ قائل
her nükteyi söyledim güzelin vasıflarından
kim işitttiyse  dedi. söyleyenin hayrı artsın  sözün kemalidir
تحصیل عشق و رندی آسان نمود اول
آخر بسوخت جانم در کسب این فضایل
aşkın ve rindliğin tahsili  başta kolay göründü
sonunda canım yandı.bu faziletleri öğrenirken
حلاج بر سر دار این نکته خوش سراید
از شافعی نپرسند امثال این مسائل
 Hallac darağacında ne güzel söyledi bu nükteyi
Şafi' den sormayın bu meselelerin emsalini
گفتم که کی ببخشی بر جان ناتوانم
گفت آن زمان که نبود جان در میانه حائل
Dedim ki; sevgili zayıf canıma ne zaman  acıyacaksın
Dedi ki; canın aramızda hail(engel) olarak kalmadığı zaman
دل داده‌ام به یاری شوخی کشی نگاری
مرضیّةُ السجایا محمودةُ الخصائل
gönül vermişim bir  yare  zarif, hoş  cilveli
yaratılışı hoş,  hasletleri övülmüş
در عین گوشه‌گیری بودم چو چشم مستت
و اکنون شدم به مستان چون ابروی تو مایل
köşeye çekildim. Sarhoş gözlerin gibi
şimdi  kaşların gibi sarhoşlara mail oldum
از آب دیده صد ره طوفان نوح دیدم
وز لوح سینه نقشت هرگز نگشت زایل
Göz yaşlarımdan yüzlerce  Nuh tufanını gördüm
fakat gönlüme nakşedilmiş olan suretin, asla zail olmadı gitti
ای دوست دست حافظ تعویذ چشم زخم است
یا رب ببینم آن را در گردنت حمایل
Hâfız'ın kollan nazar için bir muskadır ey sevgili
ya rabbi  bu hamaili onun boynunda ne zaman görürüm  

 hafız şirazi   gazel 307



mevlana mesnevi

علت عاشق ز علتها جداست ** عشق اصطرلاب اسرار خداست
Âşığın hastalığı bütün hastalıklardan ayrıdır. Aşk,ilahi sırların usturlâbıdır
عاشقی گر زین سر و گر ز ان سر است ** عاقبت ما را بدان سر رهبر است
Âşıklık, ister o cihetten olsun, ister bu cihetten... Akıbet bizim için o tarafa kılavuzdur.
هر چه گویم عشق را شرح و بیان ** چون به عشق آیم خجل گردم از آن
Aşkı şerh etmek ve anlatmak için ne söylersem söyleyeyim... Asıl aşka gelince o sözlerden mahcup olurum.
گر چه تفسیر زبان روشن‌‌گر است ** لیک عشق بی‌‌زبان روشن‌‌تر است
Dilin tefsiri gerçi pek aydınlatıcıdır, fakat dile düşmeyen aşk daha aydınlıktır.
چون قلم اندر نوشتن می‌‌شتافت ** چون به عشق آمد قلم بر خود شکافت
Çünkü kalem, yazmada koşup durmaktadır, ama aşk bahsine gelince; çatlar, âciz kalır
عقل در شرحش چو خر در گل بخفت ** شرح عشق و عاشقی هم عشق گفت
Aşkın şerhinde akıl, çamura saplanmış eşek gibi yattı kaldı. Aşkı, âşıklığı yine aşk şerh etti..
...................
این نفس جان دامنم بر تافته ست ** بوی پیراهان یوسف یافته ست‌‌ 
Can, şu anda eteğimi çekiyor. Yusuf’un gömleğinden koku almış!
از برای حق صحبت سالها ** باز گو حالی از آن خوش حاله
Yıllarca süren sohbet hakkı için o güzel hallerden kıssalardan tekrar   anlat.



تمهید آسمانی - نخستین روز آفرینش نکوهش می کند آسمان زمین را

GÖKLERİN MUKADDEMESİ
Yaratılışın ilk gününde  asumanın , zemini azarlaması

زندگی از لذت غیب و حضور
hayatın  lezzeti  alemi gayb ve şahedetdendir   
بست نقش این جہان نزد و دور
bu dünyanın nakşı uzak ve yakındandır
آنچنان تار نفس از ہم گسیخت
     öyleki her can teli birbirinden ayrıldı    
رنگ حیرت خانۂ ایام ریخت
 günlerin hayret hanesinin rengi  uçtu
ہر کجا از ذوق و شوق خودگری
her nerede zevk ve iştiyaktan  kendin ağlasan
نعرۂ ’’من دیگرم ، تو دیگری‘
ve nara atsan ben başkayım sen başka
ماہ و اختر را خرام آموختند
ay ve yıldıza  cilveyle dolanmayı  öğrettiler
صد چراغ اندر فضا افروختن
semada   yüzlerce kandilleri  yaktılar
بر سپہر نیلگون زد آفتاب
lacivert semaya  güneşi  yerleştirdiler
خیمۂ زر بفت با سیمین طناب
çadırın kumaşını  altın , ipliğini gümüşten dokudular
از افق صبح نخستین سر کشید
 şafak'ın ilk  ufkunda başını kaldırdı
عالم نو زادہ را در بر کشید
kucağında yeni doğmuş bir alemi  göstermede
ملک آدم خاکدانی بود و بس
  ademin mülki  bir avuç toprak yığını 
دشت او بی کاروانی بود و بس
onun çölü kervansız idi meğer
نی بہ کوہی آب جوئی در ستیز
     bu dağlarda  çoşan    şelale yok
نی بہ صحرائی سحابے ریزریز
 bu çölde  yaşlar döken   bulut yok
نی سرود طایران در شاخسار
Dalların arasında  terennüm eden  kuşlar yok
نی رم آہو میان مرغزار
çayırlarda koşan ceylanlar yok
بی تجلی ہای جان بحر و برش
 kara ve deniz  canın tecellilerinden yoksun
دود پیچان طیلسان پیکرش
 kıvrılıp yükselen duman yeryüzü nün örtüsüydü
سبزہ باد فرودین نادیدہ ئی
      çemenler , mart esintisini  görmedi, hiç tanımadı
اندر اعماق زمین خوابیدہ ئی
   uyuya kalmış zeminin derinliklerinde 
طعنہ ئی زد چرخ نیلی بر زمین
bu masmavi  asuman yer yüzüne serzenişte bulundu    
روزگار کس ندیدم این چنین
böyle rezil rüsvay içinde hayat geçiren kimse görmedim
چون تو در پہنای من کوری کجا
   Benim  geniş  atmosferimde  senin gibi kör nerede 
جز بہ قندیلم ترا نوری کجا
benim kandilim olmazsa senin ışığın   nerede 
خاک اگر الوند شد جز خاک نیست
toprak elvend dağı olsada  yine tozdan başka bir şey değil
روشن و پایندہ چون افلاک نیست
  gökler (eflak) gibi nurlu ve payidar değil  
یا بزی با ساز و برگ دلبری
 ey zemin !    elindeki   eşyanın konforu sarhoşluğunda yaşa   
یا بمیر از ننگ و عار کمتری
yada aşağılık  utancı içinde öl
شد زمین از طعنۂ گردون خجل
zemin utandı. semanın serzeniş ve kınamasından
نا امید و دل گران و مضمحل
ümitsiz rencide ve perişan 
پیش حق از درد بے نوری تپید
  hakkın önünde  nursuzluğun derdinden  çırpındı
تا ندانی ز آنسوی گردون رسید
ansızın bilmediği  bir ses  semanın ötesinden  yankılandı
ای امینی از امانت بی خبر
 Ey emanet  sahibi !   emanetten habersiz olan
غم مخور اندر ضمیر خود نگر
üzülme !  ey zemin    ey insan ! gönlüne   nazar et


gazel   431

امشب آن نیست که در خواب رود چشم ندیم
خواب در روضه رضوان نکند اهل نعیم
  Bu gece öyle bir gece değilki hemdem (dost )olanların gözü uykuya gitsin
cennet bahçesinde   ehli nedim  olanların gözü  uykuya gidermi
صبحدم بوی سر زلف   تو  می داد نسیم       یاد می داد   مرا    هر نفس   عهدی قادیم
  seher yeli senin zülüflerin kokusunu  seher vakti  getirdi  her nefes kadim  hatıralardan yad etti
surei fatır  35  ayet  işaret var  اَلَّذ۪ٓي اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِه۪ۚ لَا يَمَسُّنَا ف۪يهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا ف۪يهَا لُغُوبٌ

خاک را زنده کند تربیت باد بهار
سنگ باشد که دلش زنده نگردد به نسیم
 bahar  rüzgarı terbiyesiyle  ölmüş toprağa can verir
eğer gönlü taşa dönersen  bahar rüzgarı ona ne yapsın
بوی پیراهن گم کرده خود می‌شنوم
گر بگویم همه گویند ضلالیست قدیم
kaybolan yusufun   gömleğinin  (yar )kokusunu  alıyorum 
eğer bunu söylersem hepsi diyecekki sen hala eski şaşkınlığanda devam etmektesin 

عاشق آن گوش ندارد که نصیحت شنود
درد ما نیک نباشد به مداوای حکیم
  aşık  nasihat dinlemeye  kulak vermez
 bizim derdimize hekimin ilacı derman  olmaz
توبه گویندم از اندیشه معشوق بکن
هرگز این توبه نباشد که گناهیست عظیم,
sevgileye olan düşünceme (aşıklığıma) bana tevbe et diyenler 
asla ! bu tevbe kabul temez belki bu büyük bir günahtır
ای رفیقان سفر دست بدارید از ما
که بخواهیم نشستن به در دوست مقیم
ey yol arakadaşlarım  benden elinizi çekiniz
  ben istiyorumki sevgilinin kapısında mukim olayım
ای برادر غم عشق آتش نمرود انگار
بر من این شعله چنان است که بر ابراهیم
ey kardeş ! aşk derdinin ateşini   nemrudun ateşi gibi zannet
Beni de,   o ateş    ibrahim  gibi   sakin ve  serin kıldı  
مرده از خاک لحد رقص کنان برخیزد
گر تو بالای عظامش گذری و هی رمیم
 ölmüş ,  çürümüş   biri  toprak mezarından raks ederek kalkarsa  
    sen   çürümüş kemiklerin   üzerinden  geçtiğin  halde
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُۜ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ   yasin suresi  78

طمع وصل تو می‌دارم و اندیشه هجر
دیگر از هر چه جهانم نه امید است و نه بیم
           sana ulaşma ümidi ve senden ayrılığın korkusu içindeyim
   dünyada   bundan gayrı  ne varsa  arzu yada korku umrumda değil   
عجب از کشته نباشد به در خیمه دوست
عجب از زنده که چون جان به درآورد سلیم
      sevgilinin    kapısında ölürse aşık  şaşılacak bir durum değildir
acaib olan  o  ki  sevgilinin kapısında   aşık' ın canı selamette kalsın 
سعدیا عشق نیامیزد و شهوت با هم
پیش تسبیح ملایک نرود دیو رجیم
ey sadi aşk ile şehvet birbirine karışmazlar    
pak ve niyaz ehli melaikenin yanından sükun bulamaz  kovulmuş olan şeytan 




6 Kasım 2019 Çarşamba

sana içimin yanmasını nasıl anlatayım yarı gammaz olan şu hikayemi göz yaşlarımdan sor


چه گویمت که ز سوز درون چه می‌بینم
ز اشک پرس حکایت که من نیم غماز
sana içimin yanmasını nasıl anlatayım
yarı gammaz  olan şu hikayemi göz yaşlarımdan sor

شنیدم در عدم پروانه میگفت                                                  
دمی از زندگی تاب تبم بخش
  Duydum ki  pervane  ademe  şöyle  diyordu
   yaşamdan  bana  bir an    acı ve ıztırap  bağışla 
پریشان کن سحر خاکسترم را
ولیکن سوز و ساز یک شبم بخش
İstersen seherde  küllerimi  savur
ve lakin bana 
yanıp  yakılacağım bir gece bağışla                    





پیامِ مشرق
لالۂ طور

رہی در سینۂ انجم گشائی
ولی از خویشتن ناآشنائی
یکی بر خود گشا چون دانہ چشمی
کہ از زیر زمین نخلی بر آئی
Göğsünün içinde yıldızları aşıp geçecek bir yol vardır.
ancak  sen kendini tanımiyorsun. Bir kere de tohum gibi gözünü
kendi içine aç ki, yerin altından bir fidan olup yükselesin.
سحر در شاخسار بوستانے
چہ خوش میگفت مرغ نغمہ خوانے
بر آور ہر چہ اندر سینہ داری
سرودی ، نالہ ئی ، آہی فغانی
Seher vakti bahcenin dalları arasındar bülbül, ne
hoş söylüyordu: Gönlunde ne varsa çikar, ortaya at nagme
olsun, inleme olsun, ah olsun, efgan olsun!
ترا یک نکتۂ سر بستہ گویم
اگر درس حیات از من بگیری
بمیری گر بہ تن جانی ندارے
وگر جانی بہ تن داری نمیری 
Sana gizli bir nükte söyleyeyim, eger hayat dersini bizden al
mak istersen... Eger teninde bir canın yoksa ölüsün.
 Eğer teninde bir canın  varsa ölmezsin.
بہل افسانۂ آن پا چراغی
حدیث سوز او آزار گوش است
من آن پروانہ را پروانہ دانم
کہ جانش سخت کوش و شعلہ نوش است
Birak o kararsızım efsanesini, onun yanmasından bahsedil
mesini istemiyorum (o sóz, kulakları incitir).O pervaneye per-
vane derim ki, istirap içinde savaşır, alev içer.
ترا از خویشتن بیگانہ سازد
من آن آبی طربناکی ندارم
بہ بازارم مجو دیگر متاعی
چو گل جز سینۂ چاکی ندارم
Seni kendinden geçirir, seni sana yabancı eder; bize o şevk
veren su (sarap) yok. Benim pazarımda başka bir mal
arama. Benim ancak gül gibi parça parça olmuş bir göğsüm
vardır.
زیان بینی ز سیر بوستانم
اگر جانت شہید جستجو نیست
نمایم آنچہ ہست اندر رگ گل
بہار من طلسم رنگ و بو نیست
Eğer (hakikati) aramak uğrunda kendini şehid edecek  bir ca-
nın yoksa benim bahçemde dolaşma; ziyan edersin. Ben sana
gülün damarı içinde ne vardır, onu gösteririm. Yoksa benim
baharım, renk ve koku tılsımı değildir.
برون از ورطۂ بود و عدم شو
فزونتر زین جہان کیف و کم شو
خودی تعمیر کن در پیکر خویش
چو ابراہیم معمار حرم شو 
Varlık, yokluk uçurumundan kurtul , yüksel. Bu “nasıl” ve “ne ka
dar”  kayıtları ile bağlı olan cihanın üstune çık. Kendi varlığın
daki benliği tamir  et. Ibrahim gibi haremin  mimari ol.
ز مرغان چمن نا آشنایم
بہ شاخ آشیان تنہا سرایم
اگر نازک دلی از من کران گیر
کہ خونم مے تراود از نوایم
gülistan  kuşlarına aşina değilim ; 
Bir dala konmuş yalnız başıma öterim
Eğer  yüreğin nazik se  uzak dur benden:
zira nağmelerimden damla damla  kan sızar.
جہان یارب چہ خوش ہنگامہ دارد
ہمہ را مست یک پیمانہ کردی
نگہ را با نگہ آمیز دادی
دل از دل جان ز جان بیگانہ کردے
ya rabbi  şu cihanda ne güzel bir kaynaşma, bir hengame
var Herkesi  ayrı bir kadehten sarhoş etmissin.
 Bakişlar birbiriyle uyuşur. 
ama gönlü gönle, canı cana yabancı yaratmışsın .
سکندر با خضر خوش نکتہ ئی گفت
شریک سوز و ساز بحر و بر شو
تو این جنگ از کنار عرصہ بینی
بمیر اندر نبرد و زندہ تر شو
 Iskender,Hızıra  nükteli, ne güzel bir söz söylemiş 
Biz denizde karada mücadele veriyoruz .
Sen de bu mücadeleye katıl.
bu savaşa uzaktan bakım durma ; 
bu savaşın içinde öl ve  daha canlı ol!




سعدی

سعدی » دیوان اشعار » غزلیات


ز اندازه بیرون تشنه‌ام ساقی بیار آن آب را
اول مرا سیراب کن وان گه بده اصحاب را
Ey Saki ! şarap ver.ki haddinden fazla susamışım
Evvel  beni şarap ile mest et  sonra dostlara ver.
من نیز چشم از خواب خوش بر می‌نکردم پیش از این
روز فراق دوستان شب خوش بگفتم خواب را
               Bende bir zaman güzel uykudan gözümü çeviremezdim
               Dostlardan ayrılık gününden sonra “uykuya”dedimki
                                    " sana iyi geceler"
هر پارسا را کان صنم در پیش مسجد بگذرد
چشمش بر ابرو افکند باطل کند محراب را
mescidin önünden o güzel yüzlü dilber geçerse
zahidin gözüne o kaşlar (mihraba benzeyen)  ilişirse
               zahid mihrabı (kıblesini şaşırır)kayar
من صید وحشی نیستم در بند جان خویشتن
گر وی به تیرم می‌زند استاده‌ام نشاب را
vahşi bir av değilim  ki canımın derdinde olayım
eğer avcı (maşuk) bana bir ok fırlatsa,  okundan kaçmam
مقدار یار همنفس چون من نداند هیچ کس
ماهی که بر خشک اوفتد قیمت بداند آب را
yar ve dostun kadrini benim kadar kimse bilmez
balık ki karaya düşerse bilir suyun kıymetini
وقتی در آبی تا میان دستی و پایی می‌زدم
اکنون همان پنداشتم دریای بی پایاب را
bir zamanlar kemer boyumdaki sularda  yüzmeyi bilmezken
bu gün dibi görünmeyen aşk denizinde yüzme hayalini kuruyorum.
امروز حالی غرقه‌ام تا با کناری اوفتم
آن گه حکایت گویمت درد دل غرقاب را
bu gün  aşk denizinde boğulmuş kendini sahile atmış 
bu   dertli gönlün  hikayesini sana  anlatayım 
گر بی‌وفایی کردمی یرغو به قاآن بردمی
کان کافر اعدا می‌کشد وین سنگدل احباب را
eğer bir vefasızlık yapabilirde şikayetimi hakanın yargıcına  götürürsem 
ona diyeceğimki .
kafir kendi düşmanını öldürür bu taş kalpli   maşuk ise kendi dostlarını öldürür.
فریاد می‌دارد رقیب از دست مشتاقان او
آواز مطرب در سرا زحمت بود بواب را
 Aşıkların elinden rakib   feryada  başlar
 mutrib in avazı muhafızları perişan eder
«سعدی! چو جورش می‌بری نزدیک او دیگر مرو»
ای بی‌بصر! من می‌روم؟ او می‌کشد قلاب را
Ey sadi   onun zulmünü gördüğün halde  ne diye ona doğru gidiyorsun
ey kör   ben mi gidiyorum. ben balık gibi onun oltasına takılmışım
  o beni çekiyor.







gazel 3

اگر آن ترک شیرازی به دست آرد دل ما را

به خال هندویش بخشم سمرقند و بخارا را

Şirazlı o dilber verse gönlümün muradını ?

yanağındaki hint benine bağışlarım Semerkant

ve Buhara'yı

بده ساقی می باقی که در جنت نخواهی یافت

کنار آب رکن آباد و گلگشت مصلا را

Saki;şu olümsüzlük şarabını ver

Bulamazsın zira cennette Ruknabad ile gulgeşti musalla kenarını

ﻓﻐﺎن ﻛﺎﻳﻦ ﻟﻮﻟﻴﺎن ﺷﻮخ ﺷﻴﺮﻳﻦ ﻛﺎر ﺷﻬﺮآﺷﻮب 

ﭼﻨﺎن ﺑﺮدﻧﺪ ﺻﺒﺮ از دل ﻛﻪ ﺗﺮﻛﺎن ﺧﻮان ﻳﻐﻤﺎ را 

el aman cilveli şehir afetlerinden el aman !

Bırakmadılar gönlümde sabır;

döndüm han-ı yağmaya

ز ﻋﺸﻖ ﻧﺎﺗﻤﺎم ﻣﺎ ﺟﻤﺎل ﻳﺎر ﻣﺴﺘﻐﻨﻲ اﺳﺖ 

ﺑﻪ آب و رﻧﮓ و ﺧﺎل و ﺧﻂ ﭼﻪ ﺣﺎﺟﺖ روي زﻳﺒﺎ را

Sevgilinin cemali muhtaç mı yarım yamalak aşkımıza?

Ne hacet bene ,rastığa ,allığa , yüz güzelliğine

ﻣﻦ از آن ﺣﺴﻦ روزاﻓﺰون ﻛﻪ ﻳﻮﺳﻒ داﺷﺖ داﻧﺴﺘﻢ

ﻛﻪ ﻋﺸﻖ از ﭘﺮده ﻋﺼﻤﺖ ﺑﺮون آرد زﻟﻴﺨﺎ ر

Hani artardı ya günbe gün Yusufun güzelliği,

Anladımki aşk ,iffetten edermiş Züleyha'yı

اﮔﺮ دﺷﻨﺎم ﻓﺮﻣﺎﻳﻲ و ﮔﺮ ﻧﻔﺮﻳﻦ دﻋﺎ ﮔﻮﻳﻢ 

ﺟﻮاب ﺗﻠﺦ ﻣﻲزﻳﺒﺪ ﻟﺐ ﻟﻌﻞ ﺷﻜﺮﺧﺎ را

İster küfret, ister beddua ;duar ederim yine sana

Acı cevap ne yakışır.şeker gibi lal dudağa!

ﻧﺼﻴﺤﺖ ﮔﻮش ﻛﻦ ﺟﺎﻧﺎ ﻛﻪ از ﺟﺎن دوﺳﺖ ﺗﺮ دارﻧﺪ 

ﺟﻮاﻧﺎن ﺳﻌﺎدﺗﻤﻨﺪ ﭘﻨﺪ ﭘﻴﺮ داﻧﺎ را

Söz dinle canım benim;candan çok sever mesut gençler 

bilge pir'e kulak vermeyi .

ﺣﺪﻳﺚ از ﻣﻄﺮب و ﻣﻲ ﮔﻮ و راز دﻫﺮ ﻛﻤﺘﺮ ﺟﻮ 

ﻛﻪ ﻛﺲ ﻧﮕﺸﻮد و ﻧﮕﺸﺎﻳﺪ ﺑﻪ ﺣﻜﻤﺖ اﻳﻦ ﻣﻌﻤﺎ را

Çalgıcıdan ,meyden dem vur
Arayıp durma feleğin sırrını.
Hikmetle çözen çıkmadı;
çıkmaycak zira bu muhammayı.
ﻏﺰل ﮔﻔﺘﻲ و در ﺳﻔﺘﻲ ﺑﻴﺎ و ﺧﻮش ﺑﺨﻮان ﺣﺎﻓﻆ 
ﻛﻪ ﺑﺮ ﻧﻈﻢ ﺗﻮ اﻓﺸﺎﻧﺪ ﻓﻠﻚ ﻋﻘﺪ ﺛﺮﻳﺎ را
Hafız;bir gazel söyledin ki inciler deldin 
oku gel güzel güzel
Saçsın nazmına felek süreyya incilerini 

gazel 4

صبا به لطف بگو آن غزال رعنا را
که سر به کوه و بیابان تو داده ای ما را
lutfet saba,söyle o güzel ceylana;
sen düşürdün bizi çöllere,dağlara.
شکر فروش که عمرش دراز باد 
چرا تفقدی نکند طوطی شکرخارا؟
ömrü uzun olsun ,şu şekerci
neden uğramaz şeker çiğneyen papağana
غرور حسنت اجازت مگر نداد ای گل
که پرسشی نکنی عندلیب شیدا را
Gülüm ! Güzellik gururu mu izin vermeyen sana
sormaz oldun hiç aşık bülbülü 
به خلق و لطف توان کرد صید اهل نظر
به بند و دام نگیرند مرغ دانا را
Gönül erleri avlanır lutf ile iyi huyla
Akıllı kuş yakalanırmı ökseyle ,kapanla?
ندانم از چه سبب رنگ آشنایی نیست
سُهی قدان سیه چشم ماه سیما را
neden aşinalık havası yok,bilmem
selvi boylu,kara gözlü,ay yüzlülerde ?
چو با حبیب نشینی و باده پیمایی
به یاد دار محبّان باد پیما را
oturmuşsun dostla ,çekiyorsun badeyi
çıkrma aklından avucu boş sevenleri 
جز این قدر نتوان گفت در جمال تو عیب
که وضع مهر و وفا نیست روی زیبا را
Güzelliğinde bulunur şu kusur ancak
olmaz güzellerde sevgi ile vefa 
در آسمان نه عجب گر به گفتهِ حافظ
سماع زهره به رقص آورد مسیحا را
şaşılırmı yerde Hafızın şiiri 
gökte zührenin şarkısı  raksa getirise isayı


gazel/ 5

دل می رود ز دستم صاحبدلان خدا را
دردا که راز پنهان خواهد شد آشکارا
gönlüm elimden gidiyor, ey gönül sahipleri
ne yazıkki gizli sırlarım meydana çıkacak
کشتی  نشستگانیم ای باد شرطه برخیز
باشد که باز بینیم دیدار آشنا را
parçalandı gemimiz ,es ey güçlü rüzgar
olaki yine görürüz sevgilinin yüzünü
ده روزه مهر گردون افسانه است و افسون
نیکی به جای یاران فرصت شمار یارا
şu on günlük dünya bir efsane imiş
dostlara iyiliği fırsat say ey sevgili
در حلقه ی گل و مُل خوش خواند دوش بلبل
هاتَ الصَّبوح هُبّوا یا اَیُّها السَّکارا
dün gece gül ve mey meclisinde bülbül ne güzel okudu
ey  sarhoşlar   sabah oldu için uyanıklık şarabını 
ای صاحب کرامت شکرانه ی سلامت
روزی تفقدی کن درویش بینوا را
ey cömert insan selametin şükranesi olarak
bir gün   sor yoksul dervişin halini 
آسایش دو گیتی تفسیر این دو حرف است
با دوستان مروت با دشمنان مدارا
iki alemin huzuru iki kelimedir
dostlarla muhabbet düşmanı idare et
در کوی نیک نامی ما را گذر ندادند
گر تو نمی پسندی تغییر ده قضا را
iyilerin sokağına bizi almadılar 
eğer sen beğenmiyorsan değiştir yazgımızı
آن تلخوش که صوفی اُمُّ الخبائثش خواند
اَشهی لَنا و اَحلی مِن قِبلهِ العُذارا
o acı su bütün kötülüklerin anası dedi sufi
güzelleri öpmekten daha tatlı gelir bana
هنگام تنگدستی در عیش کوش ومستی
کاین کیمیای هستی قارون کند گدا را
darlık zamanı iyi yaşamaya bak, iç şarabını
zira bu varlık kimyası,bineva olanı karun yapar
سرکش مشو که چون شمع از غیرتت بسوزد
دلبر که در کف او مومست سنگ خارا
serkeşlik yapma aman  mum gayretinden yanıp erir
dilber ki avucundaki taşı mum eder
آیینه سکندر جام می است بنگر
تا بر تو عرضه دارد احوال ملک دارا
mey kadehi iskenderin aynasıdır sana
sana gösterir dara nın mülkünü 
ترکان پارسی گو بخشندگان عمرند
ساقی بده بشارت پیران پارسا را
farsça konuşan güzeller insan ömrüne ömür katar.
haydi saki ;zahit rintlere müjde ver
حافظ به خود نپوشید این خرقه می آلود
ای شیخ پاک دامن معذور دار ما را
hafız boşuna giymedi meye bulanmış şu hırkayı
ey eteği pak olan şeyhim, gel, mazur gör beni


غزل شمارهٔ ۲

ای مرا یک بارگی از خویشتن کرده جدا گر بدآن شادی که دور از تو بمیرم مرحبا ey vefasız benden bir defa da ayrılan bilki senden uzaklık bana ölümdür ! eğer sen rahatsan sana merhaba دل ز غم رنجور و تو فارغ ازو وز حال ما بازپرس آخر که: چون شد حال آن بیمار ما؟ gönül ayrılık derdinden ne çekiyor. sen ise bizim halimize sağırsın son kez sor nasıl oldu şu hasta halimiz شب خیالت گفت با جانم که: چون شد حال دل؟ نعره زد جانم که: ای مسکین، بقا بادا تو را senin sureti hayalin gece vakti dedi ki halin nasıl nara attı canım ki ey miskin dua ederimki ömrün uzun ola دوستان را زار کشتی ز آرزوی روی خود در طریق دوستی آخر کجا باشد روا؟ yüzünü görme arsuzunda olan aşıkları öldürensin söyle aşk yolunda bu davranış revamı dır. aşıklara بود دل را با تو آخر آشنایی پیش ازین این کند هرگز؟ که کرد این آشنا با آشنا؟ gönül bundan önce seninle aşina idi hangi dost , dostuna yapar ? senin bu yaptığını هم چنان در خاک و خون غلتانش باید جان سپرد خسته‌ای کامید دارد از نکورویان وفا öyleki kan ve toprak içinde yuvarlanarak can vermek gerek ey biçare güzel yüzlülerde hiç vefa varmıdır. روز و شب خونابه‌اش باید فشاندن بر درت دیده‌ای کز خاک درگاه تو جوید توتیا senin kapında kan ve gözyaşı dökmek gerek bir göz ki senin dergahının toprağını kendine sürme yapar دل برفت از دست وز تیمار تو خون شد جگر نیم جانی ماند و آن هم ناتوانی، گو بر آ gönül elden gitti ayrılığından ciger kan oldu yarım canım kaldı. o da halsiz ve çaresiz çağır ki o can sana gelsin از عراقی دوش پرسیدم که: چون است حال تو؟ گفت: چون باشد کسی کز دوستان باشد جدا؟ dün gece ıraki den sordum halın nasıl dedi nasıl olur sevdiğinden ayrılanın hali



AYNUL KUDAT HEMEDANİ 
temhidat kitabından

اگر مذهبی مرد را بخدا میرساند آن مذهب اسلامست و اگر هیچ آگاهی ندهد طالب را، بنزد خدای تعالى آن مذهب از کفر بتر باشد. اسلام نزد روندگان آنست که مرد را بخدا رساند و کفر آن باشد که طالب را منعی یا تقصيری در آید که از مطلوب بازماند. طالب را با نهندۀ مذهب کارست نه با مذهب. بیت: آتش بزنم بسوزم این مذهب و کیش عشقت بنهم بجای مذهب در پیش
تا کی دارم عشق نهان در دل ریش مقصود رهی تویی نه دینست و نه کیش
Eğer mezheb insanı  islama ulaştırırsa  o mezheb islamidir. eğer taliplisine hiç bilgi ve  marifet vermiyorsa o mezheb   
Allah cc yanında küfürden daha  beter dir.
 islam   yolcularını  Allah a ulaştırır.
küfür de  talibe  
maksudana  mani  engel olan  ve onu  .Allaha ulaşmakatan  geri koyan dır.
bu nedenle talibin işi  mezheble değil  mezhebin sahibi ile olmalıdır.

Bir Ateş yakayım. bu mezheb ve  meşrebi ateşe vereyim
ta  mezhebin yerine   aşkı koyayım
bu yaralı kalbimde ta ne zamana kadar aşkı gizliyeyim
senin maksat yolun budur  .ne mezheb   nede meşreb 




ali şeriati

                                                        من نمیگویم ملایک بال در بالم شنا کردند    من نمی گویم که باران طلا آمد              ...